Köylü Amcıklar – 61. Bölüm

Köylü Amcıklar – 61. Bölüm

Otelin önünde büyük bir Tur otobüsü durmuş, şöför valizleri indirip Turistlere veriyordu. Otobüsün bagaj kapakları açık olduğundan otoparka giriş engellenmişti. Mecburen beklemek zorundaydım. Bir kadın eliyle (Arabanın camını indir) işareti yaparak yanıma geldi. Camı indirdiğimde, “Merhaba, ben grubun rehberiyim. Kusura bakmayın lütfen, iki dakika sürmez. Bizim şöför Turizmde yeni, daha ilk turu bu…” dedi.

Gülümseyerek, “Sorun değil, Turistlere öncelik tanımamız gerekir, sonuçta binlerce kilometre uzaktan memleketimizi görmeye geliyorlar!” dediğimde, “Ayy çok teşekkür ederim, keşke herkes sizin gibi anlayış gösterse!” diyerek sevinçle yanımdan ayrıldı. Kadının öyle ahım şahım bir güzelliği yoktu, boyu da kısa sayılırdı, ama yine de sikilebilitesi vardı. Şöföre birşeyler söyledikten sonra otele girdi. Girerken de gülümseyerek el salladı bana. Tabii ben de aynısını yaptım…

Şöför son valizi de indirip otobüsü çekince, otoparka park ettim. Otele girdiğimde, deminki Turist kafilesi resepsiyonun önünde toplanmıştı. Rehber kadın da form dolduran Turistlere Almanca birtakım açıklamalarda bulunuyordu. Atalay da resepsiyondaydı, ama işi başından aşkın olduğundan beni görmedi.

Direkt odaya çıktım. Kaynanam Şermin’le birlikte yatağın üzerinde oturuyordu, “Nerdesin sen bu saate kadar?” diyerek kalktı. Tapu dairesinin bilgisayarları çöktüğü için saatlerce işlem yapılamadığını söylemeyi düşünüyordum. “Nerede olacağım, Tapuyu alabilmek için uğraşıyordum…” diye başlayınca, kaynanam lafımı kesip, “Tapuda işlemler sabah erkenden bitmiş ya! Yalan mı?” dedi. Kaynanam İdris’in damadından durumu öğrenmiş olmalıydı.

“Yalan değil, işlemler erken bitti bitmesine de… Tapudan sonra bankaya gittik… Ama memleketin ekonomik durumu malum, döviz sıkıntısı yaşanıyor… bankada 250 bin Euro nakit yokmuş… O miktar parayı birkaç gün öncesinden rezervasyon yaptırmak gerekiyormuş… Civar kasaba ve ilçelerdeki şubelerin hepsine tek tek uğradık… Biraz o şubeden, biraz bu şubeden, biraz öbür şubeden çekerek anca tamamlayıp verebildim Elçin hanımın parasını!” dedim.

Kaynanam yalanıma inanmıştı. Meseleyi hallettim diye sevinirken, “Peki ya yanındaki o kadın kimdi?” diye sordu. “Ne bileyim kim olduğunu… tanımıyorum… Tapuda işimiz bitince yanımızdan ayrıldı… Elçin hanımın başka bir müşterisiydi galiba. Hem sen nereden biliyorsun bunları?” dedim. “Ben bilirim, benim her yerde gözüm kulağım var! Şimdi söyle bakalım, telefonun niye kapalı? 40 kere aradım, mesaj bıraktım! Telefonunu niye açmıyorsun? Ne haltlar karıştırıyorsun sen?” dedi.

Sinirlenmiş gibi yapıp, “Siktirtme belanı şimdi! Beni sorguya mı çekiyorsun? Bir halt falan karıştırdığım yok! Kocan olacak pezevenk yüzünden kapattım telefonumu! Amına koduğumun herifi olur olmaz zamanlarda arıyor, neler yaptığımızı soruyor! Hergün 20 kere arayıp benden detaylı rapor istiyor. Bıktım amına koyum, derdi ne bu herifin, ne istiyor?” dedim.

Kaynanam, “Ben biliyorum onun derdini!” diyerek çantasından telefonunu aldı. Ramazan çavuşu aradı, “Ulan Hödük! Harun’u arayıp ispiyonculuk yaptırdığından haberimin olmayacağını mı sanıyordun?” diyerek açtı ağzını, yumdu gözünü. “Nerden mi biliyorum? Aradığında Harun’la sikişiyordum, Harun’un telefonunda numaran çıkınca gördüm!” dedi…

Ramazan çavuşun adını söylemekle sanki kaynanamın Reset düğmesine basmıştım ve fabrika ayarlarına geri dönmüştü. O meşhur küfürleriyle Ramazan çavuşun kalaylamadık ne anasını bıraktı, ne bacısını…

Zincirleme hakaret ve küfürlerden sonra konu başka bir noktaya gelmişti. Kaynanam, “Hoşt köpek, avucunu yala! Sana o paradan zırnık koklatırsam bütün Türkiye siksin beni! Dinime imanıma çok büyük yemin ediyorum bak, o parayı sana vereceğime sokak köpeklerine bağışlarım! Harun’u da arama birdaha, valla hapislerde çürütürüm seni, götlek herif!” deyip kapadı telefonu.

Sonra da, “Ağzının payını verdim Hödüğün, götü yiyorsa birdaha arasın seni bakalım!” diyerek telefonu yatağın üstüne fırlattı. Doğrusu böyle bir gelişmeyi hiç mi hiç beklemiyordum. İyi mi oldu, kötü mü oldu, onu da bilmiyordum…

Kaynanam sakinleşince Şermin’i de aldık, benim Villaya bakmaya gittik. Villayı gezip detaylıca inceledikten sonra kaynanam Alexandra’yı ziyaret etmek istedi. Villalar yakın sayılırdı. Ben ise köye gidip annemle babamı göreceğimi söyleyerek arabamla uzaklaştım oradan. Tabii derdim başkaydı…

Elçin’in Villasına gittim. Araba yoldan görünmesin diye yan tarafa parkedip Villaya girdim. Asiye alt kattaydı. Beni görünce şaşırmıştı. Ona, “İşin çok mu daha aşkım?” diye sordum. “Bitti sayılır, az bir işim kaldı…” dedi. Yukarının ve aşağının temizliğini bitirmiş, sadece alt katın banyosundaki aynayı silmesi gerekiyormuş…

Elinde temizlik beziyle banyoya girince ben de arkasından girdim. Aynayı silerken, aynadan bana bakıp gülümsüyordu. Şalvarın içinde bıngıl bıngıl oynayan götünü görünce, bugün artık zor kalkar dediğim yarağım kazık gibi oldu. İşini bitirmesini bekleyemedim, arkasına dayandım. Elimi öne attım ve şalvarın üstünden amını okşamaya başladım. Aynı zamanda da boynunu boğazını öpüyordum. Asiye, “Terliyim…” deyince, “O halde duş alalım!” dedim. “Elçin hanım gelirse ya?” dedi bu sefer. “Gelmez, akşama kadar işi var!” deyip elindeki bezi bıraktırdım.

Suyu ayarlayıp, Asiye’yi çırılçıplak soydum. Ben de çabucak soyundum. Girdik duşa. Önce Asiye’yi şampuanla güzelce yıkadım. Yıkarken de memelerini bol bol okşayıp yoğurdum, amını götünü parmakladım. Götünü şampuanlı parmaklamaktan inanılmaz zevk alıyordum. Sonra kendim yıkandım. Özellikle de yarağımı ve taşaklarımı güzelce şampuanlayıp duruladım. Suyu kapattım. Kurulanıp çıktık duştan.

Asiye’yi banyonun ortasında omuzlarından bastırıp önümde çömelttim. Daha öncesinden yarak yalamaya bayıldığını söylemişti. Ama şimdi burun buruna geldiği yarağıma bön bön bakıyordu sadece. Ne yapacağını bilmiyordu.

“Ağzına al aşkım!” deyince, bir eliyle bacağımdan tutunarak, diğer eliyle yarağımın gövdesinden tutup başını ağzına aldı. Ama başka birşey yapmadı, yarağımın başını ağzında Tıkaç gibi tutuyordu sadece. Asiye’nin Erotik Chat yapar gibi konuşmalarının hepsi fos çıkmış, hayatında hiç sakso çekmediği belli olmuştu.

“Em, yala, ağzına sokup sokup çıkar aşkım!” dediğimde acemice yapmaya başladı. “Harika yapıyorsun… Hah işte öyle… Devam et aşkım… Senin gibi isterik bir kadın daha görmedim… Sen bu işi biliyorsun valla… 40 yıllık orospulardan daha iyi yapıyorsun!” diyerek motive ediyordum…

5 dakika falan sonra elinden tutup ayağa kaldırdım, Asiye çömelik halde fazla rahat değildi. Büyük bir havlu aldım, salona geçtik. Havluyu üçlü koltuğun üzerine serip sırtüstü uzandım. Tarif ettim, 69 olacak şekilde üstüme çıktı. Hayatında hiç 69 yapmadığı da belli olmuştu. “Rahatmısın böyle aşkım?” diye sordum. “Hı hı, rahatım!” deyince, “İyi, yarağımı yalamaya devam et!” dedim.

Asiye yarağımı ağzına alınca ben de amını yalamaya başladım. Verdiği tepkiye bakılırsa amı ilk defa yalanıyordu. Amını yalarken, arada bir acıtmayacak şekilde amının dudaklarını dişliyor, vakumluyor, klitorisini emiyor, dilimi amının içine sokup çıkarıyordum…

Tazecik bir amı vardı, diri ve tertemizdi. Yalamaktan müthiş zevk alıyordum, tadı güzeldi, saatlerce yalayabilirdim amını. Ama birkaç dakika sonra Asiye ağzında yarağım olduğu halde inlemeye başlamıştı. Çok geçmeden de yarağımı emmeyi bıraktı ve amını ağzıma bastırarak Orgazm oldu…

Sakinleşince üzerimden indirdim. “Domal aşkım!” dedim. İkiletmedi beni, hemen koltuğun üstünde dört ayak domaldı. Domalmış haldeyken arkadan amı müthiş tahrik edici görünüyordu. Götünün yanaklarını ayırdığımda ise göt deliği hedef tahtası gibi belirdi. Bugün Asiye’ye bir ilk daha yaşatacaktım. Amı hiç yalanmamışsa, götü de kesinlikle yalanmamıştı.

Dilimi göt deliğine değdirdiğimde ürperdi ve arkaya bakarak ne yaptığımı görmeye çalıştı. Heyecandan yine alt dudağını kemiriyordu. Pancar gibi kızarmış yüzünden göt deliğinin yalanmasından da zevk aldığı okunuyordu…

Uzun bir süre yaladım, dilledim göt deliğini, inlettim zevkten. Sonra dilimi aşağı kaydırıp tekrar amını yalamaya başladım. İçimde amını yalamak için karşı koyulmaz bir istek vardı. Asiye utangaç bir şekilde, “Sadece yalayacak mısın?” dedi. Amını yalamam hoşuna gitse de, artık sikilmek istiyordu Asiye.

“Çok acelecisin aşkım!” deyip doğruldum. Arkasına yanaştım, pozisyonumu aldım. Yarağımın başını tükürükle ıslatıp amının dudakları arasına sürttüm biraz. Deliğine geçirince, Asiye’den, “Ohhh!” diye uzun bir inleme çıktı. Asiye’nin amı alev alev yanıyordu. Ayrıca çok dardı, yarağımı sıkıca sarmıştı. İçinde bir süre hareketsiz bekledim, zevkini çıkardım. Kıyaslamak gerekirse Gülşen hanımın amı çuval gibi sayılırdı Asiye’nin amı yanında…

Ufak gitgellerle başladım sikmeye. Sonra sert sikmeye dönüştürdüm işi. Hızlı hızlı pompalıyordum. Saatlerce siksem bıkmazdım, öylesine zevk alıyordum. Ama daha 10 dakika geçmeden Asiye kedi yavrusu gibi inleyerek kasıldı kaldı. Orgazm oluyordu. Yarağımı amının içinde hareket ettiremiyordum bile. Tüm vücudu gibi amının kasları da gevşeyince döllerim aniden fışkırdı içine…

Yarağım küçülene kadar amının içinde durdum. Sonra yarağımı çıkardım ve uzandık, sarıldık birbirimize. Dinlenirken, “Harika bir amcığın var aşkım, çok dar, bakire kız amcığı gibi, kocan hiç sikmiyor mu seni?” dedim. Asiye, “Sikiyor da… siki normal kalınlıkta değil.” dedi. “Nasıl normal kalınlıkta değil?” diye sordum. “Yani seninki gibi değil… kocamınki çok ince.” dedi. “Benimkinin normal kalınlıkta olduğunu nerden biliyorsun peki?” dedim. “Seninki aynı diğer erkeklerinki gibi.” dedi.

Daha da meraklanmıştım, “Başka erkeklerle de mi sikişiyorsun sen?” diye sordum. “Yok valla, tövbe, şu ana kadar kocamdan başka kimseyle yapmadım!” dedi. “Ee, diğer erkeklerin siklerini nerden biliyorsun ya?” diye sordum. “Mihriban gösterdi.” dedi. “Mihriban kim? Nasıl gösterdi?” diye sordum.

“Mihriban komşum olur, aynı zamanda çok samimi arkadaşız, aramızdan su sızmaz… kocası uzun yol şöförü, Suriye’ye, Iran’a, Arabistan’a falan gidiyor… kocası yokken de Mihriban sürekli erkeklerle görüntülü çet yapıyor… hani erkeklerin siklerini gösterip 31 çektikleri çetlerden… çetleşmek için yeni birini bulduğunda beni de çağırır, adamın sikini gösterir bana…” dedi.

(Körle yatan şaşı kalkar!) atasözü nekadar isabetliydi. Demek ki Asiye Erotik Chat yapar gibi konuşma tarzını Mihriban’dan kapmıştı.

“Peki, Mihriban da soyunuyor mu Chat yaparken?” diye sordum. “He, soyunuyor.” dedi. “Sadece soyunuyor mu, başka şeyler de yapıyor mu?” diye sordum. “He, çetleştiği erkek ne isterse yapıyor.” dedi. “Mesela?” dediğimde, “Amını ovalıyor, parmaklıyor… domalıyor… amına götüne salatalık sokuyor… bunun gibi şeyler işte.” dedi.

“Peki, Mihriban’a sen de eşlik ettin mi hiç? Sen de soyundun mu onunla birlikte?” diye sordum. “Yok valla, tövbe, hiç yapmadım… ben zaten kameraya görünmüyorum… ama bir keresinde yanlışlıkla görünmüşüm, adam sordu yanındaki kadın kim diye… Mihriban da arkadaş olduğumuzu söyleyince, adam benim de soyunmamı ve sevişmemizi, birbirimizin amını yalamamızı istedi… ama ben yapmadım valla!” dedi.

“Yapsaydın ya aşkım, niye yapmadın? Eminim Gülşen hanımın amını Dildoyla sikerken aldığından zevkten bile çok zevk alırdın!” dediğimde yüzü kızardı, alt dudağını kemirmeye başladı, heyecanlanmıştı yine. Asiye bu kıvamdayken devam ettim, “Am yalamanın ve amını yalattırmanın zevki bir başkadır! Ben senin amını yaladığımda zevk almadın mı? Aldın! Ben de yalarken çok zevk aldım!” dedim. Asiye, “Ama sen erkeksin… bunu bir kadının bir kadınla yapması aynı şey değil…” dedi.

Ben, “İnan bana aşkım, bir erkekten çok daha güzel am yalayan kadınlar tanıyorum! Bir kere am yalasan, bir kadına amını yalatsan, eminim ki sürekli istersin!” dediğimde, Asiye, “Valla bilemiyorum, büyük konuşmayım da, böyle birşeyi hayatta yapamam herhalde…” dedi. Üzerine fazla gitmek istemediğimden konuyu kapadım.

Biraz öpüşüp elleştikten sonra, “Ama senin şu arkadaşın Mihriban gerçekten çok ilginç bir kadınmış!” dedim. Asiye heyecanla, “Tanıştırayım mı sizi?” dedi. “Tanıştır!” deyip dudağına bir öpücük kondurdum. Böylelikle Mihriban da kafamdaki sikilecek hatunlar listesinde yerini aldı.

Asiye’nin götünü de sikmeyi çok istiyordum, ama bunu başka bir güne bırakmaya karar verdim. Toparlandık, giyindik. Asiye işini bitirmek için Villada kaldı, ben köyümüzün yolunu tuttum…

(Harun 22 Y., İzmir / Türkiye)

Bir Cevap Yazın